top of page

Dünyada ve Türkiye'de Destek Grupları

27 Ağu
3 dakikada okunur

Dünyada destek grupları ne kadar yaygın?


Destek ve akran destek grupları özellikle ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde farklı alanlarda uzun zamandır kullanılıyor.


Sağlık ve ruh sağlığı bunların önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bunun yanında bağımlılık, yas, ebeveynlik, engellilik, kronik hastalıklar, sosyal izolasyon ve çeşitli yaşam değişimleri için de destek grupları bulunuyor.


Dünya Sağlık Örgütü de akran desteğini toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerinin önemli bileşenlerinden biri olarak ele alıyor ve bu tür desteğin kişi merkezli ve hak temelli toplum ruh sağlığı hizmetleri içerisinde geliştirilmesini öneriyor.



Destek gruplarının tamamı fiziksel olarak bir araya gelmek zorunda da değil.

İnternet, benzer deneyimleri yaşayan insanların farklı şehirlerden hatta farklı ülkelerden bir araya gelmesini mümkün hale getirdi. Çevrimiçi akran destek toplulukları üzerine yapılan araştırmalar da internetin, fiziksel olarak aynı yerde bulunmayan insanlar arasında deneyim paylaşımını mümkün kıldığını gösteriyor.


Bu açıdan dijital ortamlar, destek gruplarının erişebileceği insan sayısını artırabilecek önemli bir araç haline gelmiştir.


Türkiye'de durum nasıl?


Türkiye'de destek gruplarının hiç olmadığını söylemek doğru olmaz.

Özellikle belirli sağlık sorunları, bağımlılık, afetler ve sosyal problemlere yönelik dayanışma ve destek çalışmaları bulunuyor.


Örneğin YEDAM, bağımlılık yaşayan kişilere ve yakınlarına psikolojik ve sosyal destek hizmetleri sunuyor.


2023 depremlerinin ardından da psikososyal destek ve dayanışma amacıyla çeşitli topluluklar oluşturuldu. Generous Listening tarafından Türkiye'de oluşturulan gruplar bunlardan biri. Bu modelde katılımcılar, eğitimli kolaylaştırıcıların eşliğinde bir araya gelerek birbirlerini dinliyor ve deneyimlerini paylaşıyor.

Dolayısıyla Türkiye'de dayanışma kültürünün olmadığını söylemek doğru değil.

Daha çok dikkat çeken nokta, destek gruplarının Türkiye'de henüz gündelik yaşamın ve çalışma hayatının farklı sorunlarına yayılan, kolay ulaşılabilir ve sürekliliği olan bir yapı haline gelmemiş olması.


Bunun nedenleri konusunda ise kesin bir bilimsel yargıya varmak yerine, kültürel ve sosyal faktörlerden söz etmek daha doğru.


Sorunları paylaşmak her zaman kolay değil!


Özellikle iş hayatıyla ilgili konularda insanlar yaşadıklarını çevreleriyle paylaşmaktan çekinebiliyor.


Mobbing yaşayan biri iş arkadaşlarının bunu öğrenmesini istemeyebilir.


İşsiz kalan biri uzun süren iş arama sürecinden utanabilir.


Yaş ayrımcılığı yaşayan biri bunu açıkça dile getirdiğinde daha fazla ayrımcılığa maruz kalacağından endişe edebilir.


Çocuk nedeniyle iş hayatından uzaklaşan biri ise yıllar sonra işe dönmeye çalışırken yaşadığı güçlükleri çevresine anlatmak istemeyebilir.


Bu noktada anonimlik önemli bir avantaj sağlayabilir.


Kişinin kimliğini açıklamak zorunda kalmadan, yalnızca ortak deneyim üzerinden başka insanlarla bir araya gelebilmesi paylaşmayı kolaylaştırabilir.


Yardım denildiğinde akla çoğunlukla profesyonel destek geliyor


Türkiye'de bir sorun yaşandığında çözüm çoğu zaman bir uzmana başvurmak üzerinden düşünülüyor.


Psikolog, psikiyatrist, doktor, avukat veya danışman...


Bunların hepsinin kendi alanında önemli bir yeri var.


Ancak başka bir insanın deneyiminden yararlanmak farklı bir ihtiyaç.


“Ben de bunu yaşadım.”


Bu cümle bazen tavsiyeden çok daha anlamlı olabiliyor.


Dayanışma var ama süreklilik yok


Türkiye'de özellikle büyük krizlerin ardından güçlü dayanışma örnekleri görüyoruz.

Ancak destek mekanizmalarının yalnızca kriz dönemlerinde değil, insanların günlük hayatlarında karşılaştıkları daha görünmez sorunlarda da devam etmesine ihtiyaç var.


İşsizlik, kariyerden uzaklaşma, emeklilik, yaş ayrımcılığı, mobbing veya işe yeniden dönme gibi süreçler çoğu zaman büyük bir kriz olarak görülmeyebilir.


Oysa bunların her biri kişinin sosyal çevresini, özgüvenini ve geleceğe bakışını etkileyebilir.


İnsan neden kendi çevresinden değil de bir destek grubundan destek almak isteyebilir?


Çünkü yakınlarımız bizi tanır ama her zaman yaşadığımız şeyi anlayamaz.


İşini kaybeden birine “Üzülme, mutlaka başka bir iş bulursun” demek iyi niyetlidir.

Ama aynı süreci yaşayan başka biri, işsizliğin yalnızca maddi bir problem olmadığını bilir.


İnsanların kendilerine bakışını değiştirebildiğini, günlük hayatlarını etkileyebildiğini ve zaman zaman sosyal çevrelerinden uzaklaşmalarına neden olabildiğini bilir.


Bu yüzden destek gruplarında verilen şey her zaman bir çözüm değildir.


Bazen yalnızca deneyimin paylaşılmasıdır.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page